6 Maddede Şeytan Tasvirinin Tarihi

Fark etmemiş olabilirsiniz ama Şeytan (Devil), İncil Mitolojisi’nde her zaman önemli bir karakter değildi. İncil ilk yazıldığında, içinde Şeytan’ın bir diyalog veya monoloğu dahi yoktu. Ama Şeytan (popüler bir karakter gibi) tanıtılır tanıtılmaz, hayranları daha fazlasını istedi. Şeytan, başlangıçta tanrıya kıyas edilen küçük bir örnek olarak tanıtılmıştı. Kutsal Kitap’ta Şeytan’ın nasıl göründüğünün kesin bir tasviri bulunmuyor. Ancak sanatçılar, [zaman içinde] kendi hayal güçlerini ve diğer mitolojileri kaynak olarak kullanarak “Şeytan nasıl görünür?” sorusunu yanıtladılar. Eğer İblis’in neden kırmızı tenli olduğunu ve nasıl göründüğünü merak ediyorsanız, Şeytan tasvirinin (imgelemi) yıllar içinde nasıl değiştiğine dair tarihi bilgilerden oluşan bu koleksiyon, konuyu sizin için aydınlatır.

Şeytan’ın neden dirgeni vardır? Cehennem’de ot biçme işiyle mi uğraşmaktadır? Yoksa sadece cool göründüğünü mü düşünüyor? İblis’in neden boynuzları vardır? Bunlar gerçek boynuzlar mıdır yoksa başının arkasında tuttuğu bir saç bandının bir parçası mıdır? 666 ne anlama geliyor? Eğer Şeytan’la ilgili düşünerek biraz vakit harcamışsanız, kendinize bu soruların çoğunu sormuşsunuzdur. Çünkü sanat ve inançların doğası değiştikçe, İblis’in görünüşü de modernize edilmiştir. Şeytan’ın kendisinin ötesinde, ters çevrilmiş haç ve pentagram gibi açıklama gerektiren bazı belirgin Şeytan imgeleri de vardır. O halde, kara bir mum yakıp, plaklarınızı tersten çalın ve tatlı Şeytan hakkında bilgiler edinmeye hazır olun!

1- 666 Gerçekten de İblis’in Sayısı mı?

666 neredeyse Şeytan’la eş anlamlıdır. Bu rakam bu kadar kötü olmak için ne yaptı? Üç basamaklı sayı, esasında, Vahiy Kitabı 13’teki canavarın aslında Deccal olduğuna karar veren Galya’daki Lugdunum Kardinal Aziz Irenaeus’tan gelmektedir ve adının harfleriyle ilişkili sayısal değerler 666’ya kadar çıkmıştır.

 

2- Şeytan’a Boynuzlarını Kim Verdi?

Şeytan’ın en bilinen özelliği, boynuzlarıdır fakat eğer olur da İncil’i açarsanız, boynuzlu bir Şeytan’a verilen hiç bir referans olmadığını görürsünüz. Aslında İncil’in Şeytan’ı tasvir ettiği bile söylenemez. Öyleyse bu boynuzlar nereden gelmiştir? Hristiyanlığın ilk çağında, Kilise, Paganizm’i silip yok etmeye uğraşıyordu. Bunu yaparken uyguladığı esas propaganda ise bir Pagan tanrısını alıp, onu kötücül bir şeye çevirmekti. Böylelikle Mısır Tanrıları Bes ve Isis, boynuzlu İblis’in çeşitlemeleri haline dönüştüler.

 

3- Şeytan’ın Kırmızı Tenine Kim Karar Verdi?

Size Şeytan’ı şuanda zihninizde canlandırın desem, muhtemelen Legend filmindeki gibi kıpkırmızı bir yaratığı düşüneceksiniz. Ya da direkt olarak Lefend filmindeki Tim Curry’yi düşüneceksiniz. Ancak insanlar kırmızıda nasıl karar kıldı? Şeytan, başlarda mavi olarak tasvir ediliyordu çünkü 6. yüzyılda mavi kırmızıdan daha kötücüldü. Ancak neyin kötü olup olmadığı konusundaki zevkler ve genellemeler değişince, mavi görünümlü Şeytan figürü de, kırmızı tenli boynuzlu İblis’e dönüştü.

 

4- Bu Dirgen de Neyin Nesi?

Dirgenin olayı şu ki, kendisi aslında üç dişli bir mızraktır. Şeytan’ın dirgeni, başlangıçta Pagan Tanrısı olan Poseidon’ın bir sembolüydü ta ki üç dişli mızrağın her bir dişi, hristiyanlık tarafından baba, oğul ve kutsal ruh olarak tahsis edilinceye dek. Ortaçağda üç dişli mızrak Şeytan’ın sembolü oldu ve dirgen biçimini aldı. Bu değişimin neden gerçekleştiğine dair bir açıklama yok -üç dişli mızraklar, dirgenlerden çok daha cool- muhtemelen Şeytan’ı denizde yaşayan bir canlıdan ziyade, tarım toplumunda yaşayıp bir dirgen taşıdığını tasvir eden sanatçılarla ilgilidir.

 

5- Şeytan, Keçi Ayaklarını Nereden Aldı?

Ufuk genişleten sessiz film Häxan’ı izlemişseniz yarı insan arı keçi Şeytan’ın neye benzediğine dair bir fikriniz var demektir. Şeytan veya Lucifer kavramı 6. yüzyıldan beri varolduğu halde, akademisyenler 19. yüzyıla dek keçi ayağının göründüğüne inanmıyorlardı. Keçi bacaklarının görünüşü için en makul teori, neo-paganizmanın modaya uygun hale geldiği, bu yüzden şairlerin ve sanatçıların aniden ilham kaynağı olarak Yunan keçi-tanrısı Pan’ı kullanmaya başlamaları denilebilir.

6- Şeytan Ne Zaman Yakışıklı Hale Geldi?

19. yüzyıl, sanatta Şeytan’ın tasviri için bir dönüm noktası oldu. Şeytan fikri, bu yüzyılla birlikte, kendisini yalnızca keçi ayaklarında değil, akıcı konuşan, gizemli bir figür olarak göstermeye başladı. Goethe’nin Faust ve Mark Twain’in Gizemli Yabancı kitaplarında Şeytan, Eski Ahit’in Job kısmında anlatıldığı gibi, insanları cehenneme çekmeye çalışan, kandıran sinsi bir figür rolünü üstleniyor. Mephistopheles, hikayede baş antagonist (rakip/hasım) olduğu halde, Goethe, ona bir çeşit ilkel-Morrissey tarzı dizeler söyletmiştir ve bu oldukça hoştur. Kitaptaki Şeytani karakterin söylediği en mükemmel dizelerden biri şudur: “Herşeyi bilen biri değilim, ama pek çok şey biliyorum.”
Şeytan’ın edebiyattaki akıcı konuşmasının yanı sıra 19 yüzyıl aynı zamanda, görsel sanatlar dünyasında Şeytan’ın oldukça zarif tarzı oluşmaya başladı. Mark Matveevich Antokolsky ve Auguste De Wever gibi sanatçılar arasında Şeytan imajını bronz büstler vasıtasıyla sunmak gibi bir akım oluştu. Her sanatçının kurnaz Mephistopheles’le ilgili farklı bir yaklaşımı vardı fakat her bir versiyonda, öncekilerde görülmeyen bir korku sunuldu.
Yazan     :  
Çeviren  : Yusuf Eryan (deSade)
Kaynak   : https://www.ranker.com/list/where-did-all-the-most-prominent-elements-of-satanic-imagery-come-from-/jacob-shelton?ref=collections_btm&l=2389026&collectionId=2132
De Sade Yazar:

radikal satanist.