Witchtrap / Plethora / Hellsodomy Drck TXM Konseri

Bir ön uyarı niteliğinde olacak biçimde, ilk paragrafın ilk cümlesinde belirtmem gerekiyor ki, bu yazı duygusal olmadan yazılamayacak bir yazı. Zira Witchtrap benim 10 yıldır dinlediğim bir grup ve de grubun frontman’i Voice of Darkness, yıllardan beri, kendimi Black Metal‘in o kararlı, güçlü, Blasphemic, Şeytani, acımasız ve yıkım getiren hisleriyle bulduğum anların yüzde 86’sında dinlediğim ve de hakkında daha evvel yazdığım Episode 13‘te vokal yapmış bir yaşayan efsane! Bu uzun girişle birlikte, okuyucumun bu yazının oldukça kişisel bir konser yazısı olacağını anladığını varsayacağım.

Kapı açılış 8’deydi. İçeriye yaklaşık olarak o vakitlerde girdik biz de. İçeriye girdiğimde bir şeyler çalıyordu elbette ama bir an Sheltersiege duyduğuma yemin edebilirim.

Sahneye ilk önce Plethora ismindeki genç grup çıktı ve ısınma turları, böylelikle başlamış oldu. Grubu daha önce canlı ya da kayıttan dinlememiştim. Aslını isterseniz, adını dahi duymuş değildim. Ancak grup çalarken, bunun benim bir çeşit ayıbım olduğu sonucuna vardım. Grup, ciddi anlamda sağlam addedilebilecek başarı ve sertlikteydi. Kendi bestelerinden çaldıkları gibi, bir kaç cover da yaptılar. Çaldıklarından biri, ilk kez orada çaldıkları kendi besteleri idi. Coverlarından biri de Gojira‘nın The Gift of Guilt‘i idi. Bence başarılı ve gelecek vaad eden ve de sahnesi oldukça sağlam bir grup. Dinleyiciyle iletişimi de tam puan aldı benden.

Plethora’yı takiben, Hellsodomy sahneye çıktı. Bense, bir önceki grup gibi, bu grup hakkında da önceden bir bilgi sahibi değildim. Plethora, Gojira coverı ile dikkatimi çektiğinde arkalardan sahne önüne yaklaşmış ve kendileri sahneden inene dek orada kalmıştım. Ancak arada oluşan zaman boşluğunda tekrar arkaya dönmüştüm. Net olarak söyleyebilirim ki, Hellsodomy sahnede olduğu süre boyuncaa, ön tarafa geçmeyi bana istetecek bir headbang yapma isteği hissetmedim. Ben, Twin Pedal kullanımı konusunda keskin düşüncelere sahibim.[1] Twin pedalın bu kadar sık ve yoğun kullanımına alışkın olmamakla ilgili bir durum değil bu fakat bu kadar -kelimenin tam manasıyla- bokunu çıkarana dek kullanılmasından hazzetmiyorum. “Bu kadar aralıksız twin pedal kullanıyorum, çünkü yapabiliyorum!” gibi geliyor. Kendileri ile ilgili en sevdiğim nokta isimleri ve logoları oldu. Tabii çaldıkları o kadar parça içindeki bir parçanın içinde, kafa sallayabilecek bir durum oluştu, neyse ki.

Vee nihayet, benim kalkıp Drck TXM‘e [2] gitmeme neden olan, 10 yıldır dinlediğim Türk Black Metali’nin ilklerinden biri olan Witchtrap’in çıkması için hiç bir engel kalmayınca, çoktan sahnenin önünde (tam anlamıyla mikrofon ayağının dibi) yerimi alıp, grubu beklemeye başlamıştım. Önce davulcu Onur geldi ve kendi zillerini davula monte edip tomları kendine göre ayarladı. Northun bass gitarını ayarlarken, Ufuk ve Katana da gitarlarının tonlarını istedikleri ayara getirmeye başladılar. Bu bir süre daha devam ederken, Tolgahan güneş gözlükleriyle sahneye çıktı ve yüzü bize dönük olarak, elinde mikrofon bile yokken bir brutal vokal biçiminde gürledi ki, bütün Durock o sesle inledi! Oysa bu sırada arkada bir şeyler çalıyordu banttan.  “İşte!” dedim “İşte Voice of Darkness ismini dibine dek hak eden Black Metal Efsanesi!” Bütün mekanın da benim gibi gaza geldiğini düşünüyorum bu böğürtüyle, zira çığlıklar, ıslıklar ve alkışlar ve devilhorn yapılmış parmaklarla doldu mekan!

Derken, enstrümanlar ayarlandı. Kıpkızıl bir ışık, sahneyi aydınlatmaya başladı. O Fortuna çalmaya başladı. Parçanın bitişine yakın, arkalardan Tolgahan elinde yanan ateşlerle geldi ve üzerimize ateşler saçtı! Ve sonra aniden Witchcraft şarkısını çalmaya başladılar. Bu şarkı bitene dek şarkıya hem lirikal hem de headbang olarak eşlik ederken beni görmüş olsaydınız, muhtemelen bir çeşit transa geçmiş olduğumu düşünürdünüz. Şarkıyı bitirdiklerinde, orada olmuş olanlar duymuşlar, WITCHTRAP ULAN diye haykırdım! Nasıl gaza geldiysem.

Bu, 30 yıllık bir grubun, İstanbul’da 20 yıl aradan sonra verdiği ilk konserdi ve inanır mısınız, adamlar hiç ama hiç paslanmamışlar. Ekşi’de konser günü aptalca bir kaç yorum yapılmış, o yorumları yapanlara buradan orta parmağımı gönderiyorum!  Frontman Tolga’nın Episode 13 – Pitch Black parçasında, Sadistic Spell – Cosmic Sin parçasında ve hatta yine Episode 13 – Die Again parçasında nasıl dehşetengiz vokal yaptığını gördüyseniz, canlıda çok daha Destruction Bringer olduğunu söylemeliyim! Bassçı Northun Sheltersiege’de, Davulcu Onur Murat Net ve Ehrimen’de çalmış adamlar. Bu adamlar, pek çokları henüz var olmayı dahi tatmamış ya da agu’larken şöyle sözleri olan parçalarını çalıyorlardı:

Satan! It’s everywhere.

Satan! It’s anywhere.

Satan is always in your brain

Satan is always in your being!

Bir ara Asura’yı çaldılar. Benim favori parçam. Kendimi kaybettiğim kısım, buraya denk geliyor. Witchtrap’in sahnesinin sondan bir önce çalacağı bir Venom cover’ından önce Tarkan sahneye birilerini çağırdı ve onlar da sahneye kalkıp gittiler. Hatta biri sahneye tam ortadan, benim yanımdan çıkarken “Ben 40 yaşında adamım.” diye söyleniyordu sırıtarak. Bununla birlikte coverı yapmaya başladılar: Countess Bathory! Biraz önce, yaşını söyleyerek yakınan adam, şarkının ortalarında bir yerlerinde bir de baktım ki, Tarkan’ın önündeki back vokal mikrofonunu almış, bana uzatıyor! Mikrofonu kaptığım gibi şarkıya eşliğimi mikrofona yönelttim: Counteeeeeeeees Bathoryyyyyyyyy!!

Şarkılar bittiğinde ve biz bunu anladığımızdaysa bir daha bir daha diye haykırdık ve yeniden Asura’yı onlara çaldırdık!

Konser benim için 666/666

[1] Bu konuda daha evvel şurada birşeyler yazmıştım: www.satanist.club/profanum-black-metal-donemi
[2] Bildiğiniz Dorock. Yalnızca tescille ilgili bir durumdan isim değişikliğine gidilmiş. Mekan aynı mekan.
De Sade Yazar:

radikal satanist.