Şeytani İçerikli 6 Film

Kategoriler film

Türkiye’de pek çok komplo teorisyeni, Amerikan Hükümeti’nin yalnızca kukla olduğunu, gerçekte ABD’yi, dolaylı olarak da dünyayı yöneten iki büyük Satanist aile olduğunu ve ABD’deki medya merkezlerinin tamamının bu Satanist aileler tarafından yönetildiğine inanıyor ve insanları da buna inandırmaya çabalıyor. Elbette, Satanistler olarak “Dünyayı Satanist aileler yönetiyor.” gibi cümleler duymak gururumuzu okşasa da, gerçeğin böyle olmadığını, bu teorisyenlerin yazdıklarının satır aralarını okuyarak anlayabiliyoruz. Türkiye’deki Illuminati’ciler, savundukları bütün safsataları, Amerikalı koyu Hristiyan (Katolik) David Icke‘dan almışlardır. Konu fazlaca dağılmadan bu Illuminati konusuna kendisine ait bir başlık açmak üzere burada bırakıp, Hollywood‘a dönersek, Satanist düşüncelere sahip bir kaç filmin çekilmiş olduğunu itiraf etmekten geri duracak değiliz. Bu filmlerden 6’sını sizin için kabaca derledim. Keyfini çıkarın! -Belki ileride bu filmleri tek tek detaylıca ve spoilerlı olarak incelerim de.-

  1. Rosemary’s Baby [Rosemary’nin Bebeği] (1968)
  2. Devil’s Advocate [Şeytan’ın Avukatı] (1997)
  3. The Ninth Gate [9. Kapı] (1999)
  4. Eyes Wide Shut [Gözü Tamamen Kapalı] (1999) 
  5. Goya’s Ghosts [Goya’nın Hayaletleri] (2006)
  6. VVitch – A New-England Folktale [VVitch – Yeni Bir İngiltere Masalı] (2015)

 

1. Rosemary’nin Bebeği – Roman Polanski (1968)

Eski bir film olduğu için, oyuncuları pek tanınır olmayabilir. Kaba özeti şöyle yapılabilir: ABD’li yeni evli ve henüz çocuk sahibi olmayan bir çiftin başına gelen olayları, Rosemary‘nin gözlerinden görüyor olduğumuz söylenebilir. Filmin uzun bir kısmı boyunca sıkılıyoruz. Çünkü zamanla birlikte -doğal olarak- filmlerde görmeye alıştığımız şeyler değişti. Bu film de artık 50 yaşında olduğu için, bu sıkıcılığın normal karşılanabileceğini düşünüyorum. Zira finale gelindiğinde, bir Satanist’in tüm ruhunu okşayacak dakikalar, izleyiciyi bekliyor, heheh.

 

2. Şeytan’ın Avukatı – Taylor Hackford (1997)

Başrol oyuncusu, hepinizin bir yerden bildiği iki kişi. Biri, Constantine, John Wick, Neo ya da Smith‘in deyişiyle ‘Mr. Anderson‘ yani Keanu Reeves. Diğeriyse, Hollywood’un içinden çekip çıkarsanız, IMDB‘de pek çok filmin eksilme ihtimali olan devasa oyuncu Al Pacino. Şeytan, tarih boyunca pek çok gerçek kişiye ve kurgu karaktere ilham olmuş, gerek Goethe‘nin Mephisto‘su olarak edebiyatta, gerekse The Exorcist gibi filmlerde kendisine yer bulmuş bir karakter. Öncelikle bunda anlaşalım. İşte, bu filmde de Şeytan, bizzat kendisi olarak yer alıyor. Hem de, kendisinin en epik diyaloglara sahip olduğuna tüm yüreğimle inandığım bir biçimde yer alıyor. İzlenmesi elzem.

3. Dokuzuncu Kapı – Roman Polanski (1999)

Johnny Deep ve Roman Polanski isimleri, dikkatinizi çekmiştir, umarım. Ancak dahası var: Filmde, bir kitap aranıyor. Kitabın aranmasını isteyen kişi, muntazam bir servete sahip olan yaşlı bir adam ve onun için kitabı arayansa, ‘Here is Johnny’. Spoiler vermemek çok zor, ancak bunu yapmayacak ve kitabın olayını sizin keşfetmenize izin vereceğim.

 

4. Gözleri Tamamen Kapalı – Stanley Kubrick (1999)

Filmin afişinde de gördüğünüz üzere, Nicole Kidman ve Tom Cruise‘un oyunculuklarının birer başrol ve yönetmenin de -gelmiş geçmiş en epik yönetmenlerden biri olduğu artık ayağa düşmüş bir bilgi olan- Stanley Kubrick olduğu bir film. Üstelik, Kubrick’in son filmi de. Bu filmi, bilmeyeniniz yoktur, zira belki onlarca, belki de yüzlerce kez farklı biçimlerde yorumlanmış bu filmde göreceğiniz şey aslında biraz tanıdık. Şöyle ki, bizim dandik toplumumuzdaki Sünnilerin, Aleviler hakkında yıllardan beri alçakça dile getirdiği mum söndü hakaretinin bir benzeri. Daha açıkça ifade etmem gerekirse, Batılı Hristiyan insanların kafasındaki Satanizm’in nasıl bir şey olduğu, görülecek filmde. Tabii tümünde değilse bile, 2. kısmın ilk dakikalarında. Belirtmek gerekiyor ki, Aleviler hakkında ortaya atılan o aptalca iddia ne kadar geçersizse, Batı Satanizmi de burada gösterildiği gibi değil. Filmin yorumlanışında, bazı çevreler bunun kadın erkek ilişkileri üzerine bir film olduğunu, bazıları Illuminati‘nin bir çeşit ifşası olduğunu söylüyor. Bense, yukarıda bahsettiğim biçimde yorumluyorum. İzleyin ve hakkında okumalar yapıp, kendi yorumunuzu sentezleyin veya yaratın. (Tabii eğer henüz yaratılmamış bir tane bulabilirseniz.)

5. Goya’nın Hayaletleri – Milos Forman (2006)

Bu sitede ve Batılı Satanist’lerin diyalog ya da monologlarında sıklıkla rastlayacağınız engizisyon mahkemesi işkencelerinin neye benzediğine dair, sizi oldukça gerçekçi yaklaşımlar sahibi yapmaya yetecek gücü olan bir film. Milos Forman‘ı, belki daha evvel, Mozart‘ın hayatını anlattığı Amadeus filminden biliyorsunuzdur. Natalie Portman‘ı, Star Wars‘dan, V For Vendetta‘dan ve daha pek çok popüler kültüre mal olmuş filmden biliyor olmalısınız. Afişin solunda, ressam Goya’yı canlandıran oyuncuyu görüyorsunuz. Belki tanıdık gelmiştir. Kendisi, Lars Von Trier‘ın Nymphomaniac filminde aseksüel bir adamı canlandırıyordu. Film, Satanik bir yön barındırmıyor olsa da, içinizdeki Blasphemy Ateşi’ni körükleyecek. Bana bunu yaptı.

6. VVitch – Yeni Bir İngiltere Masalı (2015)

Bu kez, görece daha yeni çekilmiş bir filmdeyiz. Başrolde, daha sonra Morgan isimli filmde, filmle aynı adı taşıyan bir yapay zekayı canlandıran kız var. Film yeni, lakin filmdeki zaman dilimi, Avrupa’nın karanlık orta çağı, gibi. Filmin ismi ve afişi, size cadıları ve cadılığı çağrıştırıyor olmalı. Cadılık ve cadılar hakkında zilyon tane film çekildi ve bunların büyük kısmı da kara propaganda, son çıkan Hansel ve Gretel (2013) filmi gibi. -Hoş, masalın kendisi de bir kara propaganda idi.- Ancak VVitch, ne dandik bir film, ne de kara propaganda içeriyor. Aksine, çok daha sanatsal, karanlık ve Luciferian Propaganda yaptığına inandığım bir film. Yobaz ve fanatik dindarlığın, aile içine yansıyışının yorumlanışı, sanırım filmi tanımlamaya yeterli.

 

Bonus : 

Süreyya’yı Taşlamak – Cyrus Nowrasteh (2008)

Islam’ın nasıl bir kanser olduğunu, elindeki iğrenç silah ataerkilliği kendisi için nasıl kullandığı, yalnızca zihinleri değil, aynı zamanda dış görünüşleri de nasıl ortaklaştırdığını göreceğiniz ve şaşırmanın, elinizde olmadan hissedeceğiniz ilk duygu olduğu bu film, yaşanmış, gerçek bir olayı anlatıyor. Türkiye’de, kendisini Atatürkçü sayan ancak şeriatla yönetilen bir ülke olan Iran’ı sevmelere doyamayan bünyelere, özellikle tavsiyem ama onlardan çok Türkiye’de yaşayan her Müslüman kadının izlemesini istediğim bir film. Islam coğrafyasında nasıl köklü bir reforrm gerektiğinin kesin kanıtı. Filmin, Goya’nın Hayaletleri gibi Satanik bir yönü bulunmasa da, Blasphemy Körükleyici olarak işlevini yapacağını düşünüyorum. Islam’ın, insan haklarına hiç bir saygısı olmadığını, kendi gözlerinizle görün.

De Sade
radikal satanist.